Bakırköy’de sahil defteri: trans bir kadının boş sayfası
Bakırköy’de sahil defteri tutmaya başlayan Rana ve arkadaşları, ortak bir günü nereye kadar kaydedebileceklerini konuşuyor. Kurgu öykü.

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.
Bakırköy’de sahil defteri tutmaya çıkan Rana’nın çantasında gerekenden fazla kalem vardı. Otuz altı yaşındaki trans kadın, Esma ve Kemal’le buluşurken ortak bir defter tutmayı önermişti: Herkes günün sonunda bir sayfa dolduracak, defter sırayla evlerine gidecekti. Esma fikre hemen katılmış, Kemal ise “Yazım güzel değil” demişti. Rana ona yazı yazmanın şart olmadığını anlatmıştı. Bunu gerçekten ne kadar kastettiğini o gün öğrenecekti.
Buluşmanın ilk sayfası
Rana buluştukları yere önce geldi. Çantasını açıp defteri çıkardı; kapağına hiçbir başlık yazmamıştı ama içindeki ilk sayfayı bölümlere ayırmıştı. Tarih, yer, hava, günün cümlesi. Esma defteri görünce “Ödev getirmişsin,” dedi. Rana gülerek sayfayı çevirdi. O sabah cetvelle çizdiği kutuları kimsenin görmemesini ister gibi hızlı davrandı.
Kemal iki farklı termos taşımıştı. Birinde çay, diğerinde sade sıcak su vardı; hangi kapağın hangisine ait olduğunu karıştırmamak için birine ip bağlamıştı. Esma bunun deftere girecek ilk ayrıntı olduğunu söyledi. Rana kaleme uzandı. Kemal, “Daha çayı dökmedik,” deyince elini durdurdu. Önce oturdular. Sohbet, Esma’nın geçen hafta boyadığı rafın kapısından geçmemesine geldi. Defter Rana’nın dizlerinde kapalı kaldı.
Ataköy yönünde ağır bir tempo
Bir süre sonra Ataköy tarafında dolaşmaya karar verdiler. Hava açık, esinti hafifti; üçünün de aceleyle yetişeceği bir yer yoktu. Rana yine de cebindeki nottan bakacağı şeyleri saymaya başladı. Suya yakın bir yerde durmak, birkaç çizim yapmak, sonra aynı noktaya dönmek istiyordu. Esma her öneriye evet dedi. Kemal ise “Ben yürürken karar versem?” diye sordu.
Rana listesini telefonun ekranından kapattı. Birlikte yürüdüler, bazen konuşma iki kişide kaldı. Kemal bir süre geriden gelip sonra yanlarına yetişti. Rana birkaç kez iyi olup olmadığını sormak istedi; sonunda yalnız “Böyle tempo uygun mu?” dedi. Kemal “Evet, biraz etrafa bakıyorum,” diye cevap verdi. Bakmak için mutlaka deftere bir şey taşıması gerekmiyordu. Rana bunu hatırlamaya çalıştı, sonra kendi notunda neyi kaçırdığını düşündüğünü fark etti.
Esma’nın yanlış çizilmiş sandalyesi
Yeniden oturduklarında Esma defteri aldı. Karşılarında gördüğü katlanır bir sandalyeyi çizmeye başladı. Bacakların açısını tutturamayınca çizim devrilecekmiş gibi göründü. Rana silgi uzattı. Esma almadı. “Bu sandalyenin işi bitti, başka bir şeye benziyor artık,” dedi. Yanına iki küçük tekerlek çizdi; sandalye, ne taşıdığı belli olmayan bir arabaya dönüştü.
Kemal çizimin altına “Raf taşımaya uygun değildir” yazdı. Üçü de güldü. Rana da sayfaya bir tarih eklemek istedi. Esma defteri kendine doğru çekip boş bir köşeyi gösterdi: “Buraya küçük yaz, arabayı plaka gibi doldurma.” Rana tarihi kenara yazdı. İlk kez ortak bir sayfada kendi düzeninin bütün alanı kaplamadığını gördü. Çizim hâlâ yamuktu, not da eğriydi. Defteri çevirip baktığında akşam evde onu yeniden çizmeyi düşünmedi.
Sohbetin beklenmeyen yeri
Kemal iş değiştirmeyi düşündüğünü o sırada söyledi. Bunu önemli bir açıklama gibi hazırlamamıştı; çay doldururken iki cümlenin arasına koydu. Esma hemen soru sordu. Rana ise defterin bir sonraki sayfasını açmıştı. Kalemi elinde görünce Kemal durdu.
“Bunu da mı yazacaksın?”
Rana, hayır demeden önce sayfanın neden açıldığını kendine açıklamak zorunda kaldı. Günün cümlesini arıyordu; Kemal’in söylediği şey tam da o kutuya sığabilirdi. “Aklıma geldi ama yazmadım,” dedi. Kemal bardağını aldı. “Bende kalsın şimdilik.”
Defteri kapattılar. Konuşma sürdü. Kemal bir karar vermemişti ve o gün vermek de istemiyordu. Esma ona kendi deneyimini anlatırken arada yanlış anladığı bir ayrıntıyı düzeltti. Rana bu kez yalnız dinledi. Arkadaşının sesini bir başlık bulmaya çalışmadan takip etmek daha kolaydı.
Defter kimin için tutuluyor?
Yemek için yanlarında getirdiklerini paylaştıktan sonra Esma defteri yeniden sordu. Rana kısa bir tereddütle uzattı. Esma kapağın iç tarafına “Bu defterin sahibi kim?” yazdı. Ardından kalemi ortaya bıraktı. Soru ciddi görünüyordu ama cevabı kavga çıkarmak için aramıyordu. Defterin sırayla evlerine gideceğini konuşmuşlardı; içine yazılanların dışarıda paylaşılmasını konuşmamışlardı.
Rana, fotoğrafını arkadaş grubuna koymayı düşündüğünü söyledi. Kemal çizim için sorun görmediğini, konuşmasının ise yazılmasını istemediğini yineledi. Esma kendi sayfasını sonra yeniden çalışmak isteyebilirdi. Birkaç dakika içinde basit bir anlaşmaya vardılar: Ortak defter onlarda kalacaktı; bir sayfayı başka yerde göstermek isteyen, o sayfada katkısı olanlara soracaktı. Rana kalemle anlaşmayı temize çekmeye davranınca Esma elini tuttu. “Bunu hatırlarız,” dedi. Üçü de başını salladı.
Rana’nın kendi sayfası
Sıra Rana’ya gelince kendini hazırlıksız buldu. Gün için çok şey düşünmüş, kendi yazacağı şeye karar vermemişti. Başta çektiği kutulu sayfa hâlâ duruyordu. Onu yırtmak istemedi. “Benim sayfam bu kadar düzenli olsun, size de bulaşmasın,” diyerek önüne aldı.
Yer kutusuna “Bakırköy, Ataköy tarafına yürürken” yazdı. Hava kutusunu boş bıraktı; hava hakkında not tutmasının ona o günü hatırlatacağını sanmıyordu. Günün cümlesine Kemal’in iş konuşmasını değil, “Daha çayı dökmedik” sözünü yazdı. Kemal bunu görünce güldü ve onayladı. Sonra Rana kendi cümlesini ekledi: “Beş kalem getirdim, herkes aynı tükenmezle yazdı.” Çantasındaki renkli kalemlerden birini çıkarıp kutuların dışına tek bir çizgi çekti. Esma çizgiyi yol sanıp yanına küçük bir sandalye koydu. Rana buna dokunmadı.
Ortak günün son molası
Dönmeye hazırlanırken Kemal termosları çantasına yerleştirdi. İpli kapak bu kez diğerine takılmıştı. Sıcak suyla çayın yerini ayırt etmek için yine açıp bakması gerekti. Esma deftere ikinci bir termos resmi eklemek istedi ama elleri doluydu. “Bir sonraki sayfaya,” dedi.
Rana kendi kendine o sayfanın nasıl görüneceğini tasarlamaya başladı. Sonra defteri Kemal’e verdi. İlk hafta onda kalmasını önerdi. Kemal yazı yazma konusundaki eski itirazını hatırlatınca Rana, “İstersen hiçbir şey ekleme. Bizde durmasına gerek yok,” diye cevap verdi. Bunu söylerken defteri geri almak için elini uzatmadı. Kemal çantasının düz bölümüne dikkatle yerleştirdi; termoslardan uzak tutmaya çalışıyordu. Esma kapağın yamulmayacağı bir yer bulmasına yardım etti.
Boş sayfanın fotoğrafı
Rana eve döndükten sonra çantasındaki kalemleri masaya çıkardı. Gün için hazırladığı liste telefonda duruyordu. Maddelerin yarısına gitmemişlerdi; birkaçının ne olduğunu bile unuttu. Listeyi silmedi, yapılacaklar arasından çıkarıp eski notlarına taşıdı. Sonra Kemal’den bir fotoğraf geldi.
Defterin açık bir sayfası görünüyordu. Sayfa bomboştu; üst köşesinde yalnız termos kapağından kalmış yuvarlak bir iz vardı. Mesajda “İlk katkım istemeden oldu” yazıyordu. Rana lekenin nasıl çıkarılacağını düşünmedi. Fotoğrafı büyüttü, izin halkasının bir tarafının daha koyu olduğunu gördü. “Bence kalsın,” diye cevap verdi. Ertesi hafta defter Esma’ya gidecekti. Rana artık hangi sayfanın sırada olduğunu merak ediyordu, nasıl doldurulacağını değil.
Sahil çevresindeki başka gündelik konular için Bakırköy ve Ataköy odaklı yazılara geçebilirsiniz.